English  العربية

 

Bu Dava Hor, Bu Dava Öksüz,

Bu Dava Büyük!             

 

Bağımsız aday olarak kimsenin adamı ve adayı olmadan çıktığım bu yolda, amacım kendi meclisinde temsil adaletsizliği yaşayan tüm toplum kesimlerinin TBMM'de vekili olmaktı. Bu ülke kadınlarının %60'ini oluşturan başörtülü kadınlar, öğrenim harcını geri ödeyemeyen işsiz gençler, hayata eşit şartlarda katılmalarının önüne duvarlar çekilen engelli vatandaşlarımız... Milletimin mecliste bir kapısı olsun diyerek, kimsesizlerin kimsesi, sessizlerin çığlığı olmak niyetiyle kutlu bir davayı sahiplendim.

 

Bu bir var olma, hak ve hürriyet mücadelesidir. Ben aday olduktan sonra seçim kampanyamıza destek olmak için Türkiye'nin dört bir yanından seçim ofisimin kirasını denkleştiren, afişlerimi, pankartlarımı, broşürlerimi bastıran, insanlar bu maddiyatı bu haklı dava uğruna bağışlamışken, maalesef seçim çalışmalarım esnasında gördüm ki, BU DAVA HOR, BU DAVA ÖKSÜZ kalmış. Türkiye'nin ve dünyanın dört bir tarafından, hakkaniyetli insanların maddi ve manevi destekleriyle imece usulü yürüttüğümüz seçim kampanyamız, Ortadoğu ve Avrupa basını, Hollanda Basını, Çek Cumhuriyeti Devlet Televizyonu, İran Devlet Televizyonu, El Cezire Uluslararası Kanalı tarafından haber yapılmasına rağmen, ulusal medyamız tarafından görmezden gelindi. Serdar Arseven, Nazlı Ilıcak, Merve Kavakçı İslam, Hilal Kaplan, Resul Tosun, Teodora Doni, Yıldıray Oğur, Melih Altınok ve Nihal Bengisu Karaca olmak üzere, birkaç cesur yürek kalem dışında bu özgürlük ve hak mücadelemize ulusal basında el veren olmadı. Televizyon programlarına katılmak için hiçbir adaydan istenmeyen astronomik rakamlar benden talep edildi. Bedelini karşılamayı kabul ettiğimiz hâlde muhafazakâr basının amiral gazetesi, reklamlarımızı yayınlamayı reddetti. Türkiye'deki tek bağımsız başörtülü milletvekili adayının haber değeri taşımadığı ifade edildi. Bir kez daha anladım ki, ÖZ YURDUNDA GARİPSİN, ÖZ VATANINDA PARYA!

 

Sahiplendiğim bu kutlu davaya, Hz. İbrahim'in ateşine bir damla da olsa su taşıyan karınca misali desteklerini esirgemeyen tüm kardeşlerimden Allah razı olsun. Bilhassa; seçim kampanyamızda derneğin insan gücünü seferber ettiği için İLK-DER Başkanı Özden Zehra Sönmez'e; Hidayet Şefkatli Tuksal'a, Nesrin Semiz'e; seçim ofisimizin açılışına katılarak bizlere cesaret verdikleri için Hilal Kaplan'a, Prof. Dr. Mustafa Erdoğan’a, Yeşim Erdoğan’a, Hacer Alan'a; adaylığımı Avrupa basınında ilk olarak kaleme alan Hollandalı gazeteci Frêderike Geerdink’e; internet medyasında desteklerini esirgemeyen Hadi Özışık'a; El Cezire Kanalı’nda haberimizi yaparak sesimizi Ortadoğu'ya duyuran Omar Kashram’a, ayrıca Erkan Tan’a, Cüneyt Özdemir’e ve Ali Paşa Akbaş’a teşekkürlerimi sunuyorum. 

 

Elimizdeki kıt imkânlar; neyi muhafaza etmesi gerektiğini şaşırmış muhafazakâr medyanın kampanyamıza ayıracak yeterli Zamanının olmaması; başörtüsü Mazlumlarından yana artık sesini eskisi kadar çıkarmayan Derneklerin, seçim kampanyamıza İnsani Yardım sağlayamayan Vakıfların ve Başkent’te yanımda göremediğim Kadın Platformlarının ilgisizliği nedeniyle ulaşamadığım, davamı anlatamadığım kardeşlerimden ise haklarını helal etmelerini diliyorum.

 

Ülkemizde seçim sistemi, bağımsız milletvekilleri adayları için pek çok adaletsizliklerle doludur. Devletin resmi televizyonu olan TRT’de parti liderlerine propaganda konuşmaları için vakit ayırırken, bu imkândan bağımsız adayların faydalanamamasını, özgür ve eşit şartlarda bir seçimin gerçekleşmesi önünde büyük bir engel olarak görüyorum. Seçim pusulalarında siyasi partilerin logoları yer alırken, bağımsız adayların resimlerinin olmaması büyük bir eksikliktir. Bağımsız adayların isimlerinin küçük puntolarıyla yazılması, görmekte zorlanan yaşlı vatandaşlarımız için sıkıntı oluşturmaktadır.

 

Engelli vatandaşlarımız, demokratik seçme haklarını kullanmakta zorluklarla karşılaşmaktadır. Görme engelli vatandaşlarımız için özel olarak hazırlanmış kabartma harfli seçim pusulalarının olmaması, oylarını arzu ettikleri partiye ya da bağımsız adaya vermek noktasında onları görevlilerin vicdanına terk etmektedir. Bedensel engelli vatandaşlarımız, seçim sandıklarının üst katlarda yer alması durumunda büyük bir eziyet çekmektedir. Gelecek seçim dönemine dek tüm bu olumsuz ve adil olmayan şartların giderilmesi gerektiğine inanıyorum.

 

12 Haziran 2011 seçimleri, yukarıda saymış olduğum haksızlık, eşitsizlik ve vurdumduymazlıkların gölgesinde; evrensel demokratik standartlara göre oldukça yüksek olan seçim barajı nedeniyle temsilde adaletin sağlanamadığı, buruk ve kanadı kırık bir sonuçla neticelenmiştir. Yine de, vatanımız ve milletimiz için hayırlı olmasını diliyorum.

 

Seçmenlerin büyük çoğunluğunun oyunu alarak halkımızın bir dönem daha görevlendirdiği AK Parti’nin seçim sürecindeki en büyük vaadi, toplumumuzun tüm kesimlerini kapsayan ve herkesin temel insan hakları ve özgürlüklerini garanti altına alacak sivil bir anayasa olmuştur. Bu vaat sözünün gereğinin yapılması, başörtülü kadınların da başörtüleriyle eğitim alabilmeleri ve devlet kurumlarında çalışabilmeleri hakkını elde etmeleri noktasında takipçi olacağımı kamuoyuna ilân ediyorum.

 

Evet, BU DAVA HOR, BU DAVA ÖKSÜZ... Ama her zaman inandım ve inanacağım ki BU DAVA BÜYÜK! Yasaksız Türkiye'yi inşa etmek için çalışmaya, görülmez tel örgüler içine hapsolmuş insanlarımızın derdini sahiplenmeye devam edeceğim.

 

Allah yâr ve yardımcımız olsun. 

 

 

Saygılarımla,

Aynur BAYRAM

Haziran 2011 Genel Seçimleri

Ankara 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı